Çizgi Roman #4

Istanbul’a son gidisimde Gon Çizgi Roman’a da ugradım ve orada çalısan arkadasın tavsiyesiyle birkaç yeni kitap aldım. Bunlardan biri de Galip Tekin’in “Tuhaf Öyküler”i oldu. Evvelsi gün biraz bakayım içine demistim ki, dün gece bitti. Bu arada özellikle gece diyorum, zira gündüz okunacak meret degil.
Kitabi bitirdikten sonra ilk merak ettigim sey Tekin’in nasıl bir insan oldugu, neye benzedigi, ne yiyip ne içtigi (!) filan oldu, zira öyküler delilik sınırında geziyorlar bana göre. Sonradan biraz arastırdım ve bircok kisinin benim gibi düsünmesinin aksine Tekin’in aslında epey normal biri olduguna ikna oldum diyebilirim.
Her öykünün içinde sabırsızca bir sonraki kareyi merak ediyorsunuz ve diger bir yandan da her seferinde gerçekten ürperiyorsunuz. Tekin’in ince uçlu kalemle yaptıgı taramalar ise bu hikayeleri acayip tamamlıyor, mükemmel bir üslup olusturuyor.
Kitabın ilk hikayesi “Nihayet Çıkmazı” kitaba sahane bir baslangıç olmus bence, hatta kitabın en iyi öyküsü. “Arada Kalanlar” hakeza aynı sekilde çok iyi bir hikaye. Ve digerleri de basta yakaladıgınız nabzı düsürmeyen öyküler. Fakat iki hikayedeki metaforlar beni olduça rahatsız etti, hosuma gitmedi diyebilirim, lakin parmakla gösterecek de degilim. Kim bilir, belki sizin de dikkatinizi çeker…
Albümün sonunda yer alan eklerde Galip Tekin’in eskizleri, Kutsi Akıllı’nın onun hakkındaki kapsamlı makalesi ve Levent Cantek’in hazırladıgı Galip Tekin Sözlügü ise kitabı daha da zenginlestiriyor.
Arastırırken Cüneyt Özdemir’in söyle bir yazısına denk geldim:
“Galip Tekin Türk karikatürüne en korkutucu hikayelerini hediye etti. Biz de onun bu güzel hikayelerinde doya doya ürperdik.
Bu hikayeler nasıl ve nereden çıkıyor diye yıllarca merak edip her birinin Taksim’deki en eski rock barlardan Kemancı’nın küçücük bir odasında onca gürültünün içinde çıktıgını ilk gördügümde sasırmıstım.
Bugün Galip Tekin’in yeni çıkan kitabı Tuhaf Öyküler’i elime alıp baktıgımda aynı saskınlık ve gizemli ürperti her yerimi kapladı. Galip’in gulyabanileri ile bulusmak için insanların uykuya kaçtıgı saatleri beklemeye karar verdim.
Zira tuhaflıklar sadece o saatlerde bizlere görünüyorlar.
Ya da biz onlara.”
Ikinci kitabı okumak için sabırsızlanıyorum!
Chalk Board theme